canada goose pas cher doudoune moncler moncler outlet veste moncler timberland shoes timberland femme moncler veste moncler veste homme canada goose outlet veste barbour timberland chaussure timberland homme parajumpers pas cher canada goose montreal doudoune canada goose femme ugg soldes moncler homme canada goose prix parajumpers femme occasion barbour veste parajumpers soldes

20.04.2003 TARİHLİ GENEL KURUL KARARI

           

Vakfımızın 20.04.2003 tarihli Olağanüstü Genel Kurulunda oybirliği ile alınan fesih ve tasfiye kararı, Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin E 2003/442,  K 2003/649 sayılı kararıyla onaylanmış ve 16.09.2003 tarihinde kesinleşmiştir. Anılan karar, Vakıf Tasfiye Gerekçesi ile Tasfiye Usul ve Esasları şeklinde iki bölümden oluşmaktadır.

1.1.

VAKIF TASFİYE GEREKÇESİ

VAKFIN TASFİYESİNİN GEREKÇESİ, VAKFIN FESHİNE KARAR VERİLMESİ, TASFİYE İŞLEMLERİNİN 20.04.2003 TARİHİNDEN İTİBAREN BAŞLATILMASI İLE TASFİYE  VE PAYLAŞTIRMA KURULUNUN SEÇİLMESİ.
  A. YASAL YÖNDEN
1)  Türk Medeni Kanununda yapılan değişiklikler sonucu Vakfa yeni üye kabul edilememesi;

08.12.2001 tarih ve 24607 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.01.2002 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 22.11.2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Tüzel Kişiler başlıklı ikinci kısmının Vakıflar başlıklı üçüncü bölümünde yer alan 101.maddede Vakıf üyelikleri ile ilgili olarak yeni bir yasal düzenleme yapılmış olup, madde hükümleri aynen aşağıya çıkarılmıştır.

 

“Madde 101- Vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarıdır.

Bir malvarlığının bütünü veya gerçekleşmiş yada gerçekleşeceği anlaşılan her türlü geliri veya ekonomik değeri olan haklar vakfedilebilir. Vakıflarda üyelik olmaz.”

 

Madde hükmüne göre özetle ;

a. 01.01.2002 tarihine kadar Vakfımıza yeni üye alınabilmesi mümkün olup, Vakıflarda yeni üyelik olamayacağından anılan tarihten sonra üye alınması söz konusu değildir.
b. 01.01.2002 tarihinden önce Vakfımıza kabul edilen ve vakıf senedi hükümlerine göre görev yapan üyeler durumlarını muhafaza edeceklerdir.
  Diğer taraftan,  konu ile ilgili olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden alınan  01.11.2002 tarih, 9645 sayılı yazıda da  01.01.2002 tarihinden sonra üye kaydedemeyeceğimiz yönündedir.
Sonuç olarak Vakfımızın mevcut üye sayısı donmuştur. Yeni üye olamayacağından ve aktif (Aidat ödeyen) üye sayısı da artamayacağından, Vakıf aidat gelirleri,  aktif üyelerden alınacak yeni kaynaklar ile arttırılamayacak noktaya gelinmiştir.
2)

Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Kredi Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun Uyarınca Bankaya Dışarıdan Yeni Personel Alımının %1 ile Sınırlandırılması ;

15.11.2000 gün, 4603 Sayılı Kamu Bankalarının Yeniden Yapılandırılmaları ile özelleştirilmelerini öngören Kanun’un 2.maddesinin 3.fıkrasında; “... özel hukuk hükümlerine göre çalıştırılacak personelin kadro sayısı ve  unvanları ile ücret ve sair mali hakları  bankaların genel kurullarınca tespit olunur. Yeniden yapılandırma sürecinde bankalarca  özel hukuk hükümlerine  göre yeni istihdam  edilecek personele ilişkin usul ve esaslar Bakanlar Kurulunca belirlenir.” Ayrıca, 03.04.2001 tarih 24362 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2001/2202 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 2.maddesinin son fıkrasında, “... Bankalarda yeniden yapılandırma sürecinde, özel hukuk hükümlerine göre yeni istihdam edilecek personel sayısı bankaların mevcut personel sayısının % 1’ini geçemez…”  hükümlerine yer verilerek, T.Halk Bankası A.Ş.’ne  yeni eleman alma yetkisi de sınırlandırılmıştır. Düzenlemenin yapıldığı tarihte 15 bine yakın olan personel sayısına göre, yeniden istihdam edilebilecek personel sayısının 150 kişiyi geçemeyeceği açıktır. Bu durumda  yeni üye kaydı yapılabilecek olsa dahi, Vakfımızın yeni üye kaydetme imkanının çok sınırlı olduğu görülmektedir.Kaldı ki aynı Kanunun 2. maddesinin 2. fıkrası, kamu bankalarının ve dolayısıyla Vakfımızın üye potansiyelini oluşturan T.Halk Bankası A.Ş.nin Kasım-2003’e kadar özelleştirilmesini hükme bağlamıştır.

  B. TEKNİK YÖNDEN
1)

Vakfımızın emekli üyelerinin giderek hızla artması sonucu vakfın aidat gelirlerinin azalmasına karşılık tazminat, yardım, aylık gibi ödemelerin artması.

  Emekli üyelerimizin sayısında son üç yılda meydana gelen gelişme aşağıya çıkarılmıştır.

 

2000

2001

Artış

2002

Artış

15.4.2003

Artış

Tam Maaş Alan

2.117

3.302

1.185

3.899

597

4.108

209

Yarım Maaş Alan

44

44

--.--

43

(-) 1

43

--.--

Maluliyet Maaşı Alan

33

40

7

43

3

45

2

Varisleri Maaş Emekli

155

195

40

222

27

239

17

TOPLAM

2.349

3.581

1.232

4.207

626

4.435

228

Buna göre 2001 yılında %52 artışla 1.157 üye, 2002 yılında 2001 yılına göre %17 artışla 626 üye emekli olmuştur. Sadece son 2 yıl içerisinde emekli olan üye sayısı 1.858 olup, 2000 yılına göre emekli üye sayısındaki artış oranı %79’dur.

 

Vakıf senedine göre emeklilik hakkı kazanmasına rağmen, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emekli olmadığından dolayı, vakıftan  emekli maaşı almayan ancak, vakfa ek emeklilik aidatı da ödemeyen üyeler de hesaba katıldığında bu artışın daha da büyüyeceği görülmektedir.

 

Vakıf üye dağılımın (Aktif Üye – Pasif Üye) 2010 yılına kadar  olası gelişmelerini içerecek şekilde aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 

Sayı

2003

2004

2005

2006

2007

2008

2009

2010

Çalışan

9.178

8.433

7.890

7.338

6.841

6.351

5.790

5.202

Emekli

5.556

6.301

6.844

7.396

7.893

8.383

8.944

9.532

Çalışan/ Emekli

1,65

1,34

1,15

0,99

0,86

0,76

0,65

0,55

2003 yılında bir emekliye 1,65 çalışan mevcut iken, bu oran sonraki yıllarda aktif üyeler aleyhine küçülmekte, 2006 yılında bir emekliye bir çalışan sayısına ulaşılmakta, takip eden yıllarda da aktif üyeler aleyhine olan değişim trendi  artarak devam etmektedir. 2010 yılında ise bu oran, bir emekliye 0,55 çalışan, başka bir ifadeyle bir aktif üyeye karşın iki emekli üye şekline bürünmektedir.

 

Ek emeklilik aidatı ve ek emeklilik maaşına bakıldığında, bu  orantısızlık daha da çarpıcı hale gelmektedir. Hali hazırda 150.000.000.TL’lık bir emekli maaşının ödenebilmesi için, 20.000.000.-TL’lık aidat ödeyen 7,5 üyeye ihtiyaç vardır. (Bu oranlar yıllar itibariyle; 1994’te 7.5, 1995’te 8.3, 1996’da 10, 1997’de 10, 1998’de 10, 1999’da 10, 2000’de 8,   2001’de 6.6, 2002’de 10 ve 2003’te 7.5) Söz konusu oranların, ödenen emekli maaşlarına uyarlanması durumunda ise, şöyle bir tablo ile karşılaşılmaktadır. 20.000.000.-TL ek emeklilik aidatı 150.000.000.-TL ek emekli aylığı ödemek için 7,5 emekli aidatı tahsil etmek gerektiği vurgulanmıştı. Bu tablodan da görüleceği üzere 2003 yılı itibariyle bir emekliye karşın 1.65 çalışanın bulunduğu anlaşılmaktadır. Bir adet ek emeklilik maaşı ödemek için 7,5 aidat gerektiği dikkate alındığında (7,5-l,65=5,85) her bir emekli maaşı ödemesinde 5,85 ek emeklilik aidatının vakıf birikimlerinden borçlanılarak ödeneceği sonucu ortaya çıkmaktadır. 20.04.2003 itibariyle 5.556 kişinin emekliliğe hak kazandığı düşünüldüğünde, bu kadar kişiye bir emekli maaşı ödemesinde 32.503 ek emeklilik aidatının kullanılması; 5.556 emekliye yıllık ödenen emekli maaşının 66.672 adet olduğu, bunun da borçlanılan 5,85 ek emeklilik aidatı ile çarpılması durumunda 1 yıllık emekli maaşı ödemesi karşılığında toplam 390.031 adet ek emekli aidatının vakıf birikimlerinden karşılanması gerekmektedir.Emekli sayısındaki her bir artışın bu tabloyu daha da olumsuz hale getireceği ve aktüeryal dengenin sağlanmasının imkansız hale geleceği de açıktır.

   

Bu tablo karşısında,  bir yandan yeni üye kaydedilememesi, diğer taraftan emekli sayısının giderek artması, önümüzdeki dönemde aktüeryal dengenin sağlanmasını giderek zorlaştıracak ve artan sayıda emeklinin maaşlarının ödenebilmesi için, bir yandan aktif üye aidatları arttırılırken, diğer yandan emekli maaşları stabil hale gelecek veya düşürülmek durumunda kalınacaktır.

2) Yaptırılan aktüerya çalışması sonucunda mevcut sistemde aktüeryal dengenin bozulması ve korunmasının mümkün olmaması,

Bilindiği üzere tarafsız ve bağımsız bir akademik kuruluş olan Hacettepe Üniversitesi Aktüerya Bilimleri Uygulama, Araştırma ve Eğitim Merkezine (HÜAK) Vakfımızın aktüerya çalışması yaptırılmıştır.

 

Doğal olarak yapılan bu çalışmada aktüeryal faiz oranı, enflasyon oranı, aidatların artış oranları, brüt ücretlerin artış oranları, tazminat artış oranı, emeklilik aylığı artış oranı gibi muhtelif verilerden ve bunlara bağlı olarak da varsayımlardan hareketle sonuçta hazırlanan teknik bilançolara göre Vakıf Yardım ve Ölüm Tazminatında teknik fazlalık bulunduğu, ancak ek emeklilik fonunun mevcut haliyle devam ettirilmesinin mümkün olmadığı belirtilmekle beraber, bunlardan daha önemlisi “Teknik Bilançonun Sonuç ve Öneriler” başlıklı IV. Bölümünde “ mevcut sistemde bir pasif üyenin aylığının ödenebilmesi için 10 aktif üyeye ihtiyaç vardır.” hususuna yer verilmesidir.

 

Aynı şekilde ve HÜAK’a yaptırılan bireysel hesaplama sonucu hazırlanan raporda, “…Vakfa yeni üye girişi olmayacaktır. Mevcut sistemde bir pasif üyenin aylığının ödenebilmesi için yaklaşık on aktif üyeye ihtiyaç olduğu düşünüldüğünde bu günkü aktif üye ve pasif üye sayılarının bu ihtiyacı  karşılamaktan uzak olduğu bir gerçektir. Ek Emeklilik Fonu şu andaki yapısıyla devam ettiği takdirde yakın gelecekte üyelerine olan yükümlülüğünü yerine getiremeyecektir. “ değerlendirmelerine yer verilmektedir.

 

Raporun, 1.3. Her iki Fonun Birlikte Değerlendirilmesi başlıklı bölümünde; “Yukarıda Tablo 2 ve Tablo 3’ de özet halinde verilen sonuçlar bireysel hesaplar bazında incelendiğinde, pasif bazı üyelerin her iki fonda da negatif bireysel hesaplara sahip oldukları görülmektedir. Bu üyelere, şu andaki mevcut likit fonlardan pozitif bireysel hesap değeri düşmemektedir. Pasif üyelerin bir kısmının da Vakıf Tazminatı Fonundan pozitif bireysel hesapları oldukları fakat Ek Emeklilik Fonundan negatif bireysel hesaplara ulaşmış oldukları görülmektedir. Bu üyelerden bazılarının pozitif bireysel hesapları negatif bireysel hesaplarından büyüktür. Bu pasif üyelerin de toplamda pozitif bireysel hesapları oluşturulmuştur. Her iki fonda da pozitif bireysel hesaplara sahip olan pasif üyeler de vardır....” değerlendirmesine yer verilmekte,  sonuç bölümünde ise “…Emekli üyelere yapılan ödemelerin bu fondaki aktif üyeler aleyhine bir durum yarattığı söylenebilir. Vakfa yeni üye girişinin olmaması nedeniyle Vakfın aktif üyelere olan yükümlülüğünü yerine getiremeyebileceği gözlenmektedir” (Aralık 2002 Aktüeryal Değerlendirme Raporu) sonucuna ulaşıldığı belirtilmektedir.

 

Buna göre Vakfımızın her bir pasif üyeye karşılık 10 aktif üyeden oluşan bir üye yapısına ihtiyacı vardır. 31.12.2002 tarihi itibariyle 15.037 olan toplam üye sayısı içerisinde 10.830 aktif üye, 4.207 pasif üye bulunduğu göz önüne alındığında; 2.5 aktif üyeden oluşan bir üye yapısı bulunmaktadır ki özetle,

 

Vakfımızın aktif üyeler lehine olması gereken aktif/pasif dengesi aktif üyeler aleyhine olup ek emeklilik aylıklarının sürdürülebilirliğini önlemektedir.

 

Nitekim, aktüerya raporuna ilişik projeksiyon raporunda, aşağıda belirtilen varsayımlar altında değişik senaryolarla karşılaşılacağı tahmin edilmiştir.

  Buna göre;
a. Aktüeryal faiz oranının net % 10 (Enflasyon oranına ilave), ek emeklilik aidatı reel artış oranının % 5  ve ek emeklilik aylığı artış oranının % 0 olması durumunda ancak ek emeklilik bilançosu 6,35 trilyon TL teknik fazlalık vermektedir. Bunun anlamı,  ek emeklilik fonlarının çok iyi yönetilerek, enflasyon oranı üzerinde % 10 getiri sağlaması,  yine aktif üye aidatlarının da sürekli reel olarak (Enflasyon oranı üzerinde %  5 ) arttırılması,  bu reel getiri ve aidat artışlarına karşın, emekli aylıklarının ancak gerçekleşen enflasyon kadar arttırılması (yani reel olarak geriletilmesi) durumunda,  aktueryal dengenin sağlanabileceği,  aktif üye aidatlarının, reel olarak  arttırılmasına karşın, emekli aylıklarının arttırılmaması bir süre sonra, aktif üyelerin ödediği aidatların emekli olduklarında alabilecekleri emekli aylığına yaklaşması sonucunu verecektir ki bunun sürdürülebilirliliği bulunmamaktadır.
b. Ek emeklilik aylığının reel olarak % 5 arttırılması durumunda (Aktüeryal faiz oranının net % 8, ek emeklilik aidatının reel olarak % 5 artacağı varsayımı altında) teknik bilanço 194,21 trilyon TL açık verecektir. Görüleceği üzere,  aktüerya emekli maaşlarında reel artışa izin vermemektedir. Emekli maaşlarında yapılacak reel artışlar teknik açığın büyümesine neden olmaktadır.

Günümüz koşullarında gittikçe düşen faiz oranları karşısında, %10 net aktüeryal faiz getirisine ulaşmak için, banka mevduat faiz oranlarının yaklaşık %65, Hazine Bonosu faiz oranının ise %58-59 dolaylarında olması gerekmektedir. 2002 yılı mevduat faiz oranları ortalama (kamu bankaları) %40-45, Hazine Bono faizleri ise %50-55 dolayında gerçekleşmiş iken, belirtilen aktüeryal getiriyi sağlamanın imkanı bulunmamaktadır. Kaldı ki aynı dönemde döviz fiyatları da Kasım-2001 düzeyini çok az miktarda aşabilmiştir.

 

Ayrıca aktüerya raporunda altı çizilen en önemli noktalardan birisi de aidat ve emekli maaşı arasındaki dengesizliktir. Burada yapılacak en küçük yönetim hatasının, pozitifte olan dengenin, bir anda Trilyonlarca TL eksiye dönüşmesine yol açacağıdır. Fonun geçmişteki yönetimi dikkate alındığında, aktüerya projeksiyon raporunda belirtilen yıllardan çok önce fonun sıfırlanacağı açıktır.

 

Ek emeklilik fonunun oluşumunda, 10 yıl, 20 yıl gibi geriye dönük borçlanmaların, faizsiz ve 5 yıl eşit taksitlerle tahsil edilmesi,  ödenecek emekli aylıklarının ve alınacak üye aidatlarının belirlenmesinde bilimsel esaslara dayalı aktueryal hesaplamaların yapılmaması aktueryal dengenin bozulmasında önemli bir faktör olarak ortaya çıkmıştır.

 

Keza Vakfın dahil olduğu iştiraklerin önemli bölümünün, ek emeklilik fonundan finanse edilmesi, özellikle bu şirketlerden Olgun Çelik A.Ş.’nin  önemli ölçüde zarar etmesi,  kar eden şirketlerden bir kısmının (Birlik Sigorta A.Ş, Birlik Hayat Sigorta A.Ş, Halk Yatırım Menkul Değerler A.Ş. gibi.) elde ettikleri karları, yasal zorunluluklar da dahil sermayeye ilave etmek zorunda kalması nedeniyle Vakfa yeterli kaynak aktaramaması, diğer bir kısmının ise karlı görülmekle birlikte, esas faaliyetleri nedeniyle zarar ettiği, bu zararların konulan yüksek sermayenin faiz gelirleri ile gizlendiği, sonuç olarak şirketlerden ve gayrı menkul gelirlerinden elde edilecek kaynakların da Vakfın bozulan aktueryal dengesini sağlamaya yetmeyeceği  görülmektedir.           

  Sonuçta; Vakfımızın aidat gelirleri açısından aktif üye olmaktan çıkarak pasif üye niteliği kazanan üye sayısı da artış gösterdiği gibi giderek artan emekli üye sayısına bağlı olarak da Vakıf Senedinin 31’nci,32’nci,33’ncü maddesi ve Ek Emeklilik Yönetmeliğinin 4’ncü, 11’nci, 12’nci ve 13’ncü maddeleri hükümleri çerçevesinde ödenmekte olan emeklilik, malulen emeklilik ve ölüm yardımı, emeklilik, malulen emeklilik, ölüm görevden ayrılma tazminatı ile özellikle ek emeklilik aylığı ödemeleri çok hızlı biçimde tükenerek, mevcut tüm üyeleri emekli edemeyecek ve Vakıf,  taahhütlerini yerine getiremeyecek duruma gelecektir.
3)

Sonuç

  Vakfımıza yeni üye kaydı ve buna bağlı olarak yeni aktif üyeler vasıtasıyla aidat gelirlerinin arttırılması yasal olarak mümkün değildir.
1. Vakfımızın emekli üye sayısı hızla artmış ve artmaya devam etmektedir. Dolayısıyla aktif üye niteliğindeki Vakıfa aidat geliri veren üyelerin pasif üye konumuna geçmelerinden dolayı Vakfın bu kişilerden sağlayacağı aidat gelirleri kesildiği gibi doğal olarak emeklilik hakkını kazanmalarından dolayı hak sahibi olmaları hasebiyle kendilerine vakıf fonlarından mevcut emekli üyelere ilaveten yeni emekli üyelere de maaş gibi sürekli niteliğe sahip ödemeler yapılmasını gerektirecektir.
2. Aktüerya raporuna göre Vakfımızın aktif/pasif üye dengesi bozulmuştur. Yeni üye kaydı yapılamaması, emekli üye sayısındaki hızla meydana gelen artışla bu denge kesinlikle tesis edilemeyeceği gibi daha da bozulacak, bu denge  aktif üyelerin aleyhine işleyecektir.
3. Aidat gelirlerinin:
a. Yeni üye kaydedilememesi sonucu arttırılamaması, aktif üyelerin emekli olmaları nedeniyle Vakfa verdikleri aidat gelirlerinin kesilmesi,
b. Mevcut emekli üyelere ilave yeni emekli üyelerin olması ve Vakfın bunlara karşı tazminat, maaş gibi ödeme yükümlülüklerinin doğması  sonucu Vakfın amacını gerçekleştirememesi, feshine karar verilmesini zorunlu hale getirmiştir.
4. Kamu bankalarının ve dolayısıyla T.Halk Bankası A.Ş.nin yeniden yapılandırılmasını ve özelleştirilmesini sağlayan 4603 sayılı kanunla birlikte, 2000 yılı sonundan itibaren başlayan süreçte, mevcut Vakıf üye yapısını (3) eşit parçaya bölmüştür. Bu üyelerin bir bölümü memur statüsünden ayrılıp tamamı işçi statüsüne geçmiş ve bu suretle bankada çalışma imkanına kavuşmuştur. Diğer üçte biri bir anda emekli olmak durumunda kalmıştır. Diğer kalan kısmı da değişik kamu kurum kuruluşlarına geçmiş, maaşları en az 1-2 yıl donarak arttırılmayacak vaziyete gelmiştir. Dolayısıyla bu kesimin aidat ödeme konusunda önemli sorunları ortaya çıkmıştır.
5. Bu şekilde parçalı yapıya dönüşen vakıf üyeleri, ayrıca 2001 ve 2002 yılında yaşanan ekonomik krizlerin de etkisiyle, Vakfımıza binlerce dilekçe göndererek Vakfın bir an önce tasfiye edilerek paylarının ödenmesini talep etmiş ve “Vakfın geleceği ile ilgili düşünceleriniz” sorusunu da içeren anketi yine ağırlıklı olarak “Vakfın Tasfiye Edilmesi” şeklinde yanıtlamışlardır. Söz konusu dilekçe ve anket formları Vakfımızda halen saklanmaktadır.
6.

Türk Medeni Kanunu’nun “903 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin Birinci Kitabının 2. Babı, 3. Faslının Değiştirilmesi Bu Kanuna Bazı Madde ve Fıkralar Eklenmesi, Bazı Vakıfların Vergi Muafiyetinden Faydalandırılması Hakkındaki  Kanun”la Değişik,  “F) Vakfın Nihayete Ermesi” Başlıklı 81/A Maddesinde;

 “Gayesinin tahakkuku imkansız hale gelen vakıf kendiliğinden dağılmış olur.

Keyfiyet idare uzvu tarafından sicile tescil ettirilir. Gayesi 74’üncü maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykırı hale gelen  vakıf yetkili  asliye mahkemesi tarafından, teftiş makamının müracaatı üzerine, taraflar çağrılıp duruşma yapılarak kararla dağıtılır ve sicile bildirilir.”

Hükmü yer almaktadır.

 

Diğer taraftan, bu kanundaki düzenleme paralelinde çıkarılan, Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün, “Vakfın Nihayete Ermesi” başlıklı altıncı bölümünde yer alan Vakfın Dağılması başlıklı 30. maddesinde de aşağıdaki hükümler yer almaktadır.

Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün Vakfın Nihayete Ermesi başlıklı altıncı bölümünde yer alan Vakfın Dağılması başlıklı 30. maddede aşağıdaki hükümler yer almaktadır.

“Vakfın Dağılması :

Madde 30- Gayesinin gerçekleşmesi imkansız hale gelen vakıf kendiliğinden dağılmış olur. Vakfın idare organı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü vakfın gayesinin gerçekleşmesinin imkansız hale geldiği kanısına varırsa dilekçe ile yetkili mahkemeye başvurarak durumun mahkeme siciline tescilini ister. Yetkili mahkeme, gereğine göre, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün veya vakfın idare organının yazılı düşüncesini alarak istemi karara bağlar. Mahkeme, vakfın dağıldığı sonucuna varırsa durumu tescil eder.”

 

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 21.09.1997 tarih ve 23117 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Türk Medeni Kanunları Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkındaki Tebliğin, 27.03.1998 tarih ve 23299 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Vakıflar Genel Müdürlüğü Tebliği’nin 2.maddesiyle değiştirilen (F) bölümünün 2.fıkrasında;

 

“ Vakfın dağılması veya dağıtılması talebinde bulunanlar mahkemeden dağılma veya dağıtılma talebiyle birlikte vakfın halihazır malvarlığının tespiti ile tasfiye yapılmasını ister.” denilmektedir.

7. Tüm belirtilenler karşısında, Vakfımızın gayesinin gerçekleşmesi imkansız hale geldiğinden bu yasal çerçevede hareket edilerek Vakfın fesih edilmesi, yani tasfiyesine karar verilmesi ve 20.04.2003 dağılma tarihi itibariyle mal varlığının tespit edilmesi gerekmektedir. Buna göre, 20.04.2003 tarihi itibariyle vakfın feshine karar verilmesini, tasfiye (dağılma) işlemlerinin bu tarih itibariyle başlatılmasını ve tasfiye bilançosu çıkartılmasını,
8. Vakıf senedinin 42. maddesinde belirtilen ve tasfiye ile görevlendirilen organların, tasfiye kararıyla birlikte kendiliklerinden lağv edilmiş olacakları, yanı sıra,  her biri yurdun çeşitli illerinde ikamet eden toplam 60 kişi ile karar alınmasının pratik zorluğu nedeniyle ortaya çıkacak sorunların asgariye indirilmesi ve geciken kararlar sebebiyle üyelerin uğraması muhtemel zararının engellenmesi bakımından, aşağıdaki Vakıf Organı üyelerinin Tasfiye ve Paylaştırma Yürütme Kurulu’nda (Bundan böyle TASPAK olarak anılacaktır.) asil ve yedek üyeler olarak görevlendirilmesini,
  Arz ve teklif ederiz.

 

ASİL ÜYELER

 

YEDEK ÜYELER

SIRA

ADI SOYADI

SIRA

ADI SOYADI

 1

Cevat BEKİN

 1

İbrahim AKSOY

 2

İlhan AKAY

 2

O.Uğur BELOVACIKLI

 3

H.Uğur KINAY

 3

Berrin YAYLA

 4

Muhammet ZAİM

 4

Necati ULU

 5

Seydi KARAMAN

 5

Nimet GÜNEŞ

 6

Mürsel ERTAŞ

 6

Erdoğan YAHYA

 7

Baki ZAZA

 7

Levent TORUSDAĞ

 8

M.Nezir SAİDOĞLU

 8

Nihat ÇUHADAROĞLU

 9

Hüseyin İÇKOL

 9

Yaşar ŞENGÜL

10

Alaattin SARITAÇ

10

Abdullah KÖK

 

 

11

Cemal ERGEN